24 Şubat 2022 Perşembe

Mina Dom'un Zombileri Bölüm: 3

 


     BÖLÜM 3: BİZ ÖLMÜŞÜZ AĞLAYANIMIZ YOK

     Bütün zombiler sıraya girip teker teker Mina'ya "Hoş geldin" dediler. Bu hoş geldin faslı oldukça uzun sürdü çünkü zombiler hem yavaş hareket ediyorlar hem de getirdiği elbise ve yiyecekler için Mina'ya teşekkür ediyorlardı. Yüzlerce zombi yaklaşık bir saatte bu faslı bitirince en kıdemlileri olan Baba Zombi Mina'ya:

     - Mina, buraya ilk kez geliyorsun. İstersen burayı sana gezdireyim, dedi. Mina buna itiraz etti.

     - Hayır, gezmek gibi bir niyetim yok şimdilik. Baksana burnumda mandal var ve burası oldukça havasız. Şu kapağı biraz açıp oksijen almak istiyorum. Siz eğlencenize başlayın, ben geliyorum.

     Mina, merdivenlerden yukarı çıktı ve kapağı açarak burnundaki mandalı çıkartıp derin bir nefes aldı. Gökte ay parlıyordu ve oldukça güzel bir esinti vardı. İster istemez:

     - Ohh, dünya varmış, dedi. Kapağı aralık bırakarak tekrar aşağıya indi. Gözleri tekrar karanlığa alışınca Bebe Zombi'yi gördü. İçeriye biraz ışık girdiği için Bebe Zombi'nin yüzü ve saçları artık gözle rahatça seçilebiliyordu. Çok güzel yüzlü, sapsarı saçları olan minik bir kızdı Bebe Zombi.

     ...

     Türk zombiler (övünmek gibi olmasın) diğer yabancı zombilerden oldukça farklıydı. Yabancı zombiler öldüklerinde tabutlarıyla ve elbiseleriyle gömüldüğü için elbiseleri çürümüş olsa da üzerlerinde kalıyordu. Oysa bizim yerli ve milli zombiler tabutsuz ve beyaz kefen beziyle gömüldüklerinden üzerlerinde sadece kirlenmiş beyaz bir örtü bulunuyordu. Bu zamana kadar zombiler beyaz kefenleriyle dolaştıklarından herkes onları hayalet sanıyor, saçma-sapan bir sürü şehir efsaneleri uyduruluyordu. Mina bunu fark ettiğinde onlar için ilk yaptığı şey "Kılık-kıyafet Devrimi" olmuştu. Geceleri maske takıp dilenci gibi eski ve kirli elbiseleri çöp kutularından bulup getiriyor, zombilere dağıtıyordu. Zombiler de bunları giyerek artık çağ atlamışlar, modern dünyaya ayak uydurmaya başlamışlardı. Yeni ve kullanılmamış eşya ve yiyecekler onlara zarar veriyor, her taraflarını yamultup ikinci kez ölmelerine neden oluyordu. Bu yırtık ayakkabılara, eski elbiselere ve yemek artıklarına bu nedenle çok seviniyorlardı. Zaten yeni ve güzel elbiseler giyselerdi kime hava atacaklardı?

     ...

     Bu arada zombiler ortaya büyükçe bir masa getirdiler, üzerine kırık bira ve şarap şişeleri koydular, kullanılıp çöpe atılmış naylon bardaklara kırık şişede kalanları doldurarak içerken hepsi de ayrı ayrı şarkılar söylemeye başladılar. Hepsi de Mina'nın sevdiği Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur ve Küçük Emrah şarkılarıydı. Şarkısı bitenler elindeki bardağı masaya vurarak "Biz ölmüşüz, ağlayanımız yok" ve "Ölem ben, ölem ben" gibi sözler ediyor, adeta dünyaya kahrediyorlardı. Bu inanılmaz kakofoni Mina'nın hoşuna bile gitti, bazı şarkılara kendisi de eşlik etti, sanki onlardan biriydi.

     Bebe Zombi ise Mina'nın yanından hiç ayrılmıyor, onunla birlikte bildiği şarkıların nakarat kısımlarını söylüyordu ama repertuarının pek geniş olduğu söylenemezdi. Çocuk şarkılarından başka bir şey öğrenecek kadar bile yaşamamıştı.

     Gece yarısına doğru Mina Dom, Baba Zombi'den izin isteyerek kalktı, evine dönmek istediğini söyledi. Herkese elini kaldırarak selam verip vedalaştıktan sonra merdivenlerden yukarı çıkmaya başladı. Hemen arkasından da Bebe Zombi merdivenleri çıkarken peşinde de Baba Zombi, ayıp olmasın diye onu kapağa kadar uğurlamak için basamakları el yordamıyla bulup çıktı. Mina arkasını döndüğünde, Bebe Zombi'nin yere eğilerek öksürdüğünü ve fenalaştığını gördü, merakla eğilip yüzüne baktı. Bebe Zombi bir yandan öksürüyor, bir yandan da ağzındaki kırmızı toprakları çıkartıyordu. Aylardır oksijen solumadığından ciğerlerine dolan temiz havanın etkisiyle baygınlık geçiriyordu. Mina, Bebe Zombi'nin tam bir zombi olmadığını işte o an anlamıştı. Başını kaldırıp Baba Zombi'ye baktı.

     - Baba Zombi, bu ölmemiş, bu sizin gibi zombi değil. Baksana nabzı bile atıyor.

     - Ama nasıl olur? Tam üç haftadır bizimle ve mezarından alıp getirdik onu buraya. Bir çocuğu ölmeden nasıl gömerler? Vay şerefsizler...

     - Baba Zombi, ben bunu hemen hastaneye götürüyorum, bu kız yaşamalı, o daha küçük bir çocuk.

     - Tamam Mina, telaşlanma. Umarım iyileşir de sizinle birlikte yaşamaya devam eder.

     Mina, Bebe Zombi'yi kucağına aldı, Baba Zombi'yle vedalaşıp doğruca mezarlıktan çıktı ve yol kenarında taksi beklemeye başladı. bir yandan da Bebe Zombi'nin üzerindeki tozları silkeliyordu. Biraz sonra gelen taksiyi durdurarak arka kapıyı açıp şoföre:

     - Hemen Sigorta Hastanesi'ne gitmemiz gerekiyor, çabuk lütfen, dedi ve şoför hemen gaza basarak on beş dakikada Antalya SSK Hastanesi'nin Acil Servis kapısına vardılar.

     Mina burada hemşire olarak çalışıyordu. Hemen nöbetçi doktoru gördü ve ona "İyi nöbetler" dedikten sonra kucağındaki kızı yolda bulduğunu, yanında kimsesi olmadığı için getirdiğini söylemek zorunda kaldı. Mina'yı iş arkadaşları da doktorlar da çok severlerdi. Bir dediğini iki etmezlerdi.

     Doktor Bey hemen baygın durumdaki küçük kızın ağzına ve gözlerine baktı. Kızın gözleri ışıktan dolayı kapanmış, açamıyordu. Aylar sonra ilk kez böyle parlak ışık görüyordu. Hemen sedyeye yatırarak diğer hemşirelerle birlikte acil müşahede odasına aldılar. Mina kapının dışında kalmış, kıyafetleri uygun olmadığı için içeri girememişti. Ancak koşarak üst kattaki nöbetçi hemşire odasına girdi, kendi dolabını açıp üzerine açık yeşil renkli hemşire kıyafetlerini giydi, koşar adımlarla aşağıya inerek acil müşahede odasına daldı.

     Doktor, küçük kızın durumunun pek iyi olmadığını, su ve gıda yetersizliği nedeniyle bir süre yoğun bakımda kalması gerektiğini söyledi. Önce kızı kusturdular, sonra da serum vererek nabzını kontrol ettiler. Mina:

     - Yaşayacak mı doktor bey? Diye sordu.

     - Elbette, ama bir hafta kadar yoğun bakımda kalması gerekiyor. En azından iki gün kalmalı. Kendini iyi hissederse alıp götürebilirsiniz, ailesini bulursanız haber verirsiniz.

     Mina rahatlamıştı. Bebe Zombi uyuyor ve gözlerini açamıyordu. Ellerini tutarak bilincinin yerinde olduğuna emin olduktan sonra yoğun bakıma kadar diğer hemşirelere eşlik etti. Bu arada zaman gece yarısını geçmiş, eve haber vermemişti. Hemen koridora çıkarak cep telefonuyla Seymen'i aradı.

     - Alo Seymen, ben gecikeceğim biraz. Şu an hastanedeyim, önemli bir şey yok. Bir arkadaş rahatsızlanmış da. Siz sabah okula gidersiniz oldu mu?

     - Peki abla, merak ettik seni ama sen işini bilirsin. Birine bir şey mi oldu da hastaneye geldin?

     - Akşam gelince anlatırım, uzun hikâye Seymen. Hadi sınavınız var sizin yarın, yat da uyu. İyi geceler.

     - İyi geceler abla.

     Mina sabaha kadar yoğun bakımda hemşire elbiseleriyle sandalyede oturarak bekledi. Sabahleyin nöbet değişimi yapıldı. Başhemşireye çıkarak bugün acil serviste hastası olduğunu, bu nedenle görevini burada yapmak istediğini söyledi. Başhemşire de kabul etti ve Mina tekrar aşağı inerek yoğun bakım ünitesine geri döndü.

     Öğleye doğru Bebe Zombi'nin gözleri yavaşça açılmaya başlamıştı. Aman Tanrım, ne kadar güzel, masmavi gözlerdi bunlar. Mina hiç bu kadar güzel gözlü birini görmemişti. Sapsarı, bukle bukle saçlar, bembeyaz yüz ve masmavi gözlerle Bebe Zombi o anda dünyanın en güzel kızıydı Mina'nın gözünde.

     - Mina abla, nerdeyim ben? Baba Zombi nerde?

     - Yanımdasın bebeğim, hastanedeyiz şimdi.

     - Ama Baba Zombi benim gitmeme kızar sonra, hadi geri dönelim.

     - Baba Zombi'den izin aldım ben, burada olduğundan haberi var onun.

     - Kaybolurum diye şimdiye kadar beni hiç çıkarmamıştı. Dışarısı ne kadar güzelmiş Mina abla.

     - Güzel tabii, her şey güzel dışarıda. Hem sen zombi filan değilmişsin ki. Sen ölmemişsin bir tanem.

     - Aaa, ölmemiş miyim ben? Ama çok dayak atmışlardı bana. Kulede işlediğim küçük bir hata yüzünden arkadaşlarımla birlikte hepimizi öldüresiye dövdüler.

     - Bunları sonra anlatırsın bebeğim. Şimdi uyumana bak sen. Buradan çıkınca bize gideceğiz, seni kardeşlerimle tanıştıracağım ama onlara eskiden zombi olduğunu söylemek yok, tamam mı?

     - Yani onlara oyun mu oynayacağız Mina abla?

     - Evet, oyun oynayacağız bebeğim. Sana güzel elbiseler alacağım, parklara götüreceğim. Çok güzel yemekler yapacağım sana eve gidince, tamam mı?

     - Tamam Mina abla, ama ben Baba Zombi'yi de diğer zombileri de çok özlerim. Onlar beni çok seviyorlardı.

     - Onlara da arada uğrarız, seni özletmeyiz hiç merak etme bir tanem. Ne zaman istersen gideriz oraya da. Şimdi gözlerini kapat, güzelce uyu, ben burdayım tamam mı?

     - Tamam Mina abla.

     Bebe Zombi gözlerini kapattı ve biraz sonra derin bir uykuya daldı. Mina da onun elini bırakarak sandalyesine oturup beklemeye başladı. Bu kızın bir adı, ailesi, anne ve babası olmalıydı. Acaba kimin çocuğuydu? Altı yaşındaki bir çocuğu öldüresiye dövüldüğü bir okula neden vermişlerdi? Bir aile, bir öğretmen bu kadar acımasız olabilir miydi?

     Yoğun bakım ünitesinden çıkarak hemşire odasına geldi, arkadaşlarıyla selamlaştı. Duşunu aldı ve elbiselerini tekrar üzerine giydi. Akşamdan beri olan şeyleri düşünürken arkadaşları onda bir tuhaflık olduğunu sezdiler. Ama onların sorularına Mina hep kaçamak cevaplar vererek atlatmayı başarmıştı. Sabaha kadar uyumadığını, başhemşirenin haberi olduğunu söyleyerek kanepeye uzandı, iki saat sonra uyanmak üzere cep telefonunun alarmını kurarak uykuya daldı.

     Uyandıktan sonra hemen aşağı kata inerek yoğun bakım ünitesine girerek bebeğin durumunu kontrol etti. Minik Zombicik mışıl mışıl uyuyordu. Yemekhaneye giderek karnını doyurdu, tekrar yoğun bakıma geldi ve bebeğin uyumakta olduğunu görünce başhemşirenin odasına girerek izin alıp üstünü değiştirdi, hastanenin yakınında bulunan bebek elbisesi satılan bir mağazaya girdi ve bebeğe uygun birkaç elbise, iç çamaşırı ve pijama aldı, hastaneye geri dönerek üniformasını giydi ve tekrar yoğun bakıma girdi. Bebek uyanmıştı ve etrafındakilere Mina ablasını soruyordu. Hemen koşar adımlarla yanına geldi, ellerini tutarak "Geldim bebeğim, buradayım işte" dedi.

     Mina fısıldayarak ona gerçek ismini sordu ama kız hatırlamıyordu. Bebe Zombi adına öyle alışmıştı ki gerçek adını söyleseler dönüp bakmayacaktı kimseye. Mina bunun normal olduğunu düşünerek:

     - Eğer adın aklına gelirse bana söyle, olur mu? Sana adınla hitap etmek istiyorum, çünkü sen artık bir zombi değilsin.

     Kısık sesle söylediği bu sözleri yine de kimse duydu mu acaba diye etrafına bakındı. Çoğu yaşlılardan oluşan hastaların hepsi de derin uykudaydı ve etrafta doktor ve hemşire de görünmüyordu.

     - Bir de bunu yani senin eskiden bir zombi olduğunu hiç kimseye söylemememiz gerekiyor. Yoksa insanlar korkarlar, çekinirler ve bize kötü davranırlar, oldu mu bebeğim?

     - Tamam Mina abla, kimseye söylemem. Hem niye korkuyorlar ki zombilerden insanlar? Hiçbir zombi bana kötü davranmadı, dövmedi, incitmedi bile. Ölülerden değil yaşayanlardan korksun onlar.

     - Ah bebeğim, bunu ben yılladır söylüyorum. "Ölülerden değil yaşayanlardan korkun" diyorum ama kimseye dinletemiyorum bir türlü. Oysa en huzurlu ve en sakin yerler mezarlıklardır. Tertemiz havası ve sessizlik gibisi var mı, değil mi?

     - Evet Mina abla, ben de çok kısa sürede alışmıştım diğer zombi amcalara ve teyzelere. Onların gözleri benim gibi görmüyordu ama her şeyi hissediyorlardı. Kimse kavga etmiyordu, kavga edecek ve paylaşılamayacak bir şey yoktu zaten. Kimsenin acelesi de yoktu, zaman boldu bizim için.

     - Neyse, eski günler geride kaldı şimdi artık. Sen biraz daha uyuyup dinlen, doktor amca gelip seni kontrol etsin. Yarın buradan çıkıp bizim eve gideceğiz, sana güzel elbiseler aldım, çok seveceksin.

     - Ama yeni elbise giymemiz yasak bizim. Yeni elbise giyersek yeniden ölürmüşüz, Baba Zombi öyle söylemişti bize.

     - O kural gerçek zombiler için bir tanem. Sen artık zombi değilsin, benim gibi kanlı, canlı bir insansın. Eski giymek yok bundan sonra, tamam mı? Sadece Baba Zombi'ye ziyarete giderken giyeceğiz eskilerimizi, oldu mu?

     - Oldu Mina abla, tamam. Şimdiden özledim hepsini de.


     ...

      (Devam edecek)

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mina Dom'un Zombileri Bölüm: 4

       BÖLÜM 4: BEBE ZOMBİ VE MİNA EVDE      Mina, Bebe Zombi'yle konuşurken Bebe Zombi tekrar uykuya daldı. Mina o gün de eve gelemey...