24 Şubat 2022 Perşembe

Mina Dom'un Zombileri Bölüm: 4

 


     BÖLÜM 4: BEBE ZOMBİ VE MİNA EVDE

     Mina, Bebe Zombi'yle konuşurken Bebe Zombi tekrar uykuya daldı. Mina o gün de eve gelemeyeceğini Seymen'e telefonla söyleyerek hastanede çalışmaya devam etti. Doktorlar nöbet değiştirse de hepsi de ayrı ayrı ilgileniyorlardı Bebe Zombi'yle. Bu kadar güzel bir çocukla hangi doktor ilgilenmezdi ki?

     Akşama doğru Bebe Zombi kendine gelmeye başlamıştı. Başucunda bekleyen Mina, ona sevgiyle bakarak gülümsedi. O gün çalışan doktor Mina'ya; bebeğin sağlığının yerinde olduğunu ve yoğun bakımdan çıkartabileceklerini, ister hastanede isterse kendi evinde birkaç gün daha istirahat etmesi ve verilen ilaçları kullanması gerektiğini söyledi. Mina bebeği kayıtlara geçirirken kimsesiz olduğunu söylememiş, işi hızlandırmak için uyduruk bir isimle kaydettirmişti. Bunu hastane personeline de doktorlara da açıklayamazdı. Bu yaştan sonra adının deliye çıkmasını hiç istemezdi doğrusu.

     Akşam iş çıkışından sonra Bebe Zombi'nin hastaneden çıkışını yaptırdı, sorumlu olarak kendisini yazdırmak zorunda kaldı. Hastane kıyafetlerini çıkartıp elbiselerini giyerek Bebe Zombi'yle birlikte hastaneden ayrılarak bir taksiyle evlerine vardılar. Efe ve Seymen okuldan yeni gelmişlerdi. Kapıdan Mina'yla birlikte dünya güzeli bir bebeğin girdiğini gördüklerinde ikisi de Mina'ya soran gözlerle baktılar. Mina onlara "İyi akşamlar" dedikten sonra hiçbir şey söylemeden Bebe Zombi'yle birlikte doğru banyoya girdiler.

     Bebe Zombi aylardan beri ilk kez banyoya giriyor ve yıkanıyordu. Duşun altında ikisi yaklaşık bir saat zaman geçirdiler. Kokulu sabunlar, şampuanlar, sıcacık sular Bebe Zombi'nin çok hoşuna gitmişti. Küvette otururken köpüklerle oynuyor, şarkı söylüyordu. Mina da onunla birlikte eğleniyor, oyunlar oynuyordu. Güzelce kurulandıktan sonra Bebe Zombi için aldığı yeni elbiseleri giydirdi, saçlarını taradı. Bebe Zombi artık bir ay parçası kadar güzel bir kız olup çıkıvermişti. Bu kadar güzel bir bebeği Mina hayatında ilk kez görüyordu.

     Giyindikten sonra banyodan çıktılar. Mina hemen mutfağa giderek yemekler yaptı, Seymen de bakkaldan ekmek alarak salatayı hazırladı, masaya tabak ve çatal, kaşıkları koydu, suları doldurdu. Efe ise başını kitaplardan kaldırmıyor, ders çalışıyordu. Zaten pek bu konularda yardımcı olmazdı. Hep birlikte masaya oturarak yemeklerini yediler. Seymen ve Efe bir yandan yemeklerini yiyor, bir yandan da evlerine gelen bu kızı süzüyorlardı. Ablası bir şey söylemediği için bir anlam veremiyorlardı.

     Yemekten sonra Mina, masayı topladıktan sonra Bebe Zombi'nin elinden tutarak evi gezdirdi. Bebe Zombi'nin ilaçlarını içirip haplarını yutturdu. Birlikte çay içtiler, televizyon izlediler ve uykusu gelip esnemeye başlayınca da kendi yatağına yatırarak öptü, "İyi geceler" dileyerek üstünü örtüp kapısını kapattı.

     Mina salona döndüğünde Seymen ve Efe izledikleri televizyondan kafalarını kaldırıp soran gözlerle ablalarına baktılar. Mina durumu açıklamak zorundaydı ama doğrusu Efe'nin bundan korkmasından çekiniyordu.

     - Bu kızı mezarlıkta buldum. Günlerdir bir şey yiyip içmemiş, annesi ve babası da yokmuş. Alıp hastaneye götürdüm, yoğun bakıma aldılar hemen. İki gün sonra da evde bakmak üzere getirdim işte. Annesini ve babasını hatırlamıyor, yarın ona tekrar sorarım. Ne anne babalar var görüyor musunuz?

     Seymen ve Efe bu sözlerle ikna oldular, televizyon izlemeye devam ettiler. Ertesi gün Cumartesi olduğundan erken yatmaları gerekmiyordu. Ama Mina yine de Bebe Zombi'yi yalnız bırakmamak için kardeşlerine "İyi geceler" dileyip esneyerek odasına gitti. İki gündür sadece birkaç saat uyuyabilmişti. Üstünü değiştirerek Bebe Zombi'nin yanına sessizce uzandı. Pencereden giren ay ışığı Bebe Zombi'nin yüzünde parlıyor, ona ayrı bir güzellik katıyordu. Mina, seyretmeye doyum olmayan bu güzelliğe bakarken gözleri yavaş yavaş kapandı, günlerdir süren uykusuzluğun ve yorgunluğun acısını sabaha kadar hiç uyanmadan bir güzel uyuyarak çıkardı.

     Sabah uyandığında yatak boştu. Birden tedirginliğe kapılarak odadan hızla çıktı. Mutfaktan sesler geliyordu, hemen oraya koşturdu. Seymen ve Bebe Zombi çoktan uyanmış kahvaltı hazırlıyorlar, bir yandan da sohbet ediyorlardı. Efe ise her zamanki gibi yatağında uyuyordu. Kapının pervazına yaslanıp gülümseyerek ikisine de "Günaydın" dedi.

     - Günaydın abla, nasılsın? İyi uyudun mu bari?

     Mina gerinip esneyerek kardeşine yanıt verdi:

     - Hayatımda bu kadar güzel uyuduğumu hatırlamıyorum. Yattığımla kalktığım bir oldu sanki. Valla deliksiz uyudum.

     Bebe Zombi hemen Mina'ya doğru gelerek bacaklarına sarıldı, o da "Günaydın Mina abla" dedi. Mina da eğilip onu öperek:

     - Sana da günaydın. Hadi gel de elimizi, yüzümüzü yıkayalım, dedi.

     - Sabah kalkar kalkmaz yıkadım ben elimi, yüzümü. Su çok güzeldi.

     - Aferin benim akıllı kızıma. Seymen, sen git bakkaldan ekmek, yumurta filan al kahvaltılık. Ben size bir menemen yapayım ya da sucuklu yumurta da olur. Hangisinden istersin?

     - Sucuklu yumurta isterim.

     - Sen hatırlıyor musun sucuklu yumurtayı? Annenin ve babanın isimleri aklına geliyor mu?

     Bebe Zombi bir anda duraksadı, düşündü ama annesinin ve babasının adı aklına gelmiyordu. Belli ki hafıza kaybı yaşıyordu. Mina daha fazla üstelemedi. Seymen üstünü değiştirip bakkala giderken Mina da çayı demledi, domatesleri yıkayıp keserek tabağa koydu. Bu arada Bebe Zombi'ye:

     - Seymen abine bahsetmedin değil mi zombilerden, seni nerde bulduğumdan?

     - Hayır Mina abla, korkmasın diye hiçbir şey söylemedim. Zaten söylesem de bana inanmazdı ki.

     - Aferin benim akıllı kızıma. Sen kendi adını hatırlıyor musun peki?

     Bebe Zombi düşündü, elini çenesine koydu, tavana baktı, başını iki yana sallayarak yanıt verdi:

     - Hayır, hatırlamıyorum. Uzun zamandır bana kendi adımla seslenen olmadı. Hep "Bebe Zombi" dediler bana.

     - Bak bir tanem, sen zombi filan değilmişsin. Bizim gibi bir insanmışsın. Bir yanlışlık olmuş ve oraya düşmüşsün ama bundan sonra aileni bulup haber verene kadar bizimle kalacaksın, anlaştık mı?

     - Tamam Mina abla, annem ve babam da beni arıyorlardır şimdi, değil mi? Çok üzülmüşlerdir onlar da.

     - Üzülmez olurlar mı? Elbette üzülmüşlerdir. Hangi anne-baba senin gibi güzel bir çocuğu kaybetmeye dayanabilir ki, değil mi? Annen, baban ne iş yapardı senin, hatırlıyor musun? Kardeşlerin, abin, ablan var mıydı?

     - Hiçbir şey hatırlamıyorum Mina abla. Ama aklıma gelirse söylerim sana.

     - Tamam canım. Hadi şimdi Efe abini uyandır da gel, kahvaltıya oturalım birlikte.

     Bebe Zombi koşarak Efe'nin odasına girdi, Efe onun sesiyle uyanarak gözlerini ovuşturup esneyerek uyandı, elini yüzünü yıkayarak Mina'ya "Günaydın abla" diyerek hemen kahvaltı masasına oturdu. Mina da ona "Günaydın" derken Seymen, elindeki poşetlerle kapıdan girerek Mina'ya sucuk ve yumurtaları poşetlerden çıkarıp verdi. Mina hemen sucuklu yumurta yaparken yumurta kabuklarını bir poşete koymayı ihmal etmedi. Seymen hemen salona geçip çayları bardaklara doldurdu, birlikte güzel bir kahvaltı yaptılar. Kalan kırıntı ve artıkları da yine bir poşete koyarak kahvaltı masasını birlikte topladılar.

     Kahvaltıdan sonra evdeki yeni misafire isim vermeleri gerektiğini konuştular. Seymen, Emel Sayın'a çok benzediği için Emel isminin yerinde olacağını söyledi ve hepsi de bundan sonra ona Emel demeye karar verdiler. Gerçek ismini hatırlayıncaya kadar ona "Emel" diyeceklerdi. Bebe Zombi de bu ismi çok sevdi ve hemen benimseyiverdi. Acaba gerçek ismi de Emel miydi?

     Aslında isim verme konusunda gerçeğe çok yaklaşmışlardı. Bebek aynı zamanda bir başka ünlü sanatçı Filiz Akın'a da benziyordu. O da sarı saçlı, mavi gözlü çok güzel biriydi.

     Kahvaltıdan sonra Mina, Emel'le birlikte el ele yapışarak parka gittiler. Emel salıncaklara bindi, tahterevalli oynayıp kaydıraktan kayarken parktaki diğer çocuklarla tanıştı. Mina da onların anneleriyle tanışıp samimi oluvermişti. Öğleyin de güzel bir yerde yemeklerini yediler, Mina Emel'in haplarını yutturup şurubunu içirmeyi ihmal etmemişti. Pazartesi günü tekrar hastaneye giderek doktorlara kontrol yaptırıp sağlık durumunun iyiye gittiğini anlaması gerekiyordu. Bu nedenle Emel'i fazla yormadı, öğleden sonra eve dönerek birlikte yatağa yatıp uyudular.

     Emel uyurken Mina'nın aklına onun hastanede söyledikleri gelmişti. İstanbul'daki bir dövüş okulundan bahsetmişti. Orada dayak yiyen çocukları, acımasız öğretmenleri anlatmıştı hastanede yatarken. Bunları hatırlıyorsa bilinci tam olarak kaybolmamış olmalıydı. Hastanedeki psikiyatr doktora durumu açıklamayı ve ondan yardım almayı düşündüyse de vaz geçti, zombiler ve diğer sırların açığa çıkmasından çekindi. Geriye tek bir çare kalıyordu: Efe'nin psikoloji öğretmeni. Evet, evet. Ondan yardım istemeliydi ama ne adamı tanıyordu ne de güvenip güvenemeyeceğini biliyordu. Salı günü okulda veli toplantısı vardı. O zaman hastaneden izin alıp okula gider, psikoloji öğretmeniyle konuşabilirdi. Evet evet, en doğrusu bu olmalıydı.

     Seymen ve Efe, halı saha maçları olduğunu ve akşam geç geleceklerini telefonla Mina'ya söylediler. Mina da Emel uyandıktan sonra birlikte akşam yemeği yediler, az sonra kapının zili çaldı. Mina kapıya bakmak için gittiğinde Baba Zombi'yi karşısında gördü. Baba Zombi hem Bebe Zombi'yi merak etmiş, hem de evde varsa artık yemeklerden almaya gelmişti. Baba Zombi'nin sesini duyan Emel koşarak geldi, çığlık atarak Baba Zombi'yle tam sarılacakken Mina onu engellemek ve kucağına almak zorunda kaldı.

     - Emel, sen artık bir zombi değilsin. Zombilerle öyle sarılıp kucaklaşılmaz. Tamam mı bir tanem? Onlar zaten seni ne görürler, ne sarılmandan bir şey anlarlar. Sadece onlara ses ver yeterli, tamam mı?

     - Peki Mina abla, ama ben çok özlemiştim Baba Zombi'yi. Nasılsın Baba Zombi?

     - Sağol Bebe Zombi, sen nasılsın? Bizi boşver sen.

     - Ben çok iyiyim, hastanede kaldık Mina ablayla, dün geldik buraya biz de. Bundan sonra burada yaşayacağım ben Mina ablayla, biliyor musun?

     - Ooo, çok sevindim. Senin zombi olmadığını nasıl anlamadık, ben de kızdım kendime. Bilseydim alıp getirirdim seni çoktan Mina ablana.

     Mina hemen kucağında Emel'le birlikte mutfağa giderek yemek artıklarının olduğu poşetleri verdi. Baba Zombi utana, sıkıla:

     - Mina, söylemeye dilim varmıyor ama bizimkiler gene ayakkabılarını eskitmişler de. Hani varsa erkek ayakkabısı lazım bize.

     - Yaa, Baba Zombi, kaç kere söyleyeceğim size ben? Çıkıp çıkıp dolaşmayın ortalık yerde. Zaten ayaklarınızı kaldıramıyorsunuz yürürken, tabii eskir. Ayakkabı mı dayanır böyle yerde sürüne sürüne yürümeye? Sen de kafana bir kapüşon filan geçir, birisi görecek bir gün, gene gazetelere düşeceksiniz bak.

     - Tamam Mina, kızma hemen. Ortalığı toz duman ediyoruz yürürken ama bizim böyle yürümemiz gayet normal. Zombiler böyle yürürler, bilirsin işte.

     - Peki, yarın bakarım, birkaç gün sonra bulurum size ayakkabı terlik filan. Hadi kimse görmeden git şimdi. Bebe Zombi'yi de merak etmesinler, söyle arkadaşlarına.

     - Tamam Mina, iyi geceler size.

     - Güle güle.

     Emel, Baba Zombi'yi gördüğüne çok sevinmiş ve mutlu olmuştu. Diğer zombiler de aklına gelince sordu:

     - Mina abla, biz ne zaman gideceğiz onları görmeye? Yarın gidelim mi?

     - Yarın gidemeyiz ama en kısa zamanda birlikte gideceğiz seninle. Ama bundan abilere bahsetmek yok, anlaştık mı?

     - Anlaştık Mina abla.

     - Sen hastanede İstanbul'daki bir dövüş okulundan bahsediyordun, hatırlıyor musun orayı?

     - Evet, hatırlıyorum ama kendi adımı hatırlamıyorum hala ben.

     - Peki, ne iş yapardı annen ve baban? Antalya'da mı çalışıyorlardı?

     - Onu da unuttum Mina abla, annem ve babam Antalya'da çalışıyorlardı ama ne iş yaptıklarını unuttum ben.

     - Tamam canım, zorlama kendini.

     Pazar günü de yine aynı şekilde gezip eğlendiler, pazartesi günü Emel'i bırakacak güvenilir bir komşusu olmadığından hastaneye götürmek zorunda kaldı. Emel ile ilk geldiği gün nöbetçi olan doktor o gün de yine aynı yerde çalışıyordu. Emel'i görür görmez tanıdı, yanaklarını okşadı ve Mina'ya nasıl olduğunu sordu. Mina da iki gün yoğun bakımda kaldıktan sonra üç gündür de evde ilaçlarını alarak dinlendiğini söyledi ve konsültasyon istedi. 

     Doktor hemen Emel'i müşahede odasına alarak önce ağzını ve dişlerini, sonra gözlerini kontrol etti. Görünürde kötü sayılabilecek bir şey yoktu ama kan ve idrar tahlillerini istedi. Mina hastaneye gelir gelmez bunları yaptırdığı için tahlil sonuçlarını doktora uzattı. Sonunda birkaç gün daha ilaçlarını kullanmaya devam etmesi halinde tamamen iyileşebileceğini öğrenen Mina rahatladı ve doktora teşekkür ederek ayrıldı.


     ... 

     (Devam edecek)

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mina Dom'un Zombileri Bölüm: 4

       BÖLÜM 4: BEBE ZOMBİ VE MİNA EVDE      Mina, Bebe Zombi'yle konuşurken Bebe Zombi tekrar uykuya daldı. Mina o gün de eve gelemey...